ÇUKUROVANIN GÜÇLÜ SESİ RADYO SİS SİZDE SEVDİKLERİNİZE GÖNLÜNÜZDEN GEÇENLERİ ULAŞTIRMAK İSTERSENİZ TELEFONLARINIZIN MESAJLAR BÖLÜMÜNE KÜÇÜK HARFLERLE SİS YAZIN BOŞLUK BIRAKIN MESAJINIZI 3969 A GÖNDERİN....

NOKTA VE KALEM Hayriye GÖZTAŞ Roman yazarı ve Edebiyat Öğretmeni

NOKTA VE KALEM Hayriye GÖZTAŞ Roman yazarı ve Edebiyat Öğretmeni
  • 0
  • 58
  • 24 Eylül 2022
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Bu ses… Bu ses… Hey, kim var orada? Göreyim yüzünü aydınlığa çık da. Şu muallime gönderdi beni yine bir çıkmaza. Şuracıkta dinlensem ya! Yüküm ağır, yolum uzun… Gönlüm de yükten mahzun!

 

Ben ki kalem, uzun ince bir beden içinde  dolanıyorum sersem sersem! Yolumun sonu yine müphem yine müphem. Daha ne kadar dayanabilirim ki bu yüke, bu yola! Söylüyorum bu beni tutan ele “Bırak beni kendi halime!”. Oynuyor benimle muallime, kelime kelime… Sanki Eyüp sabrı var bende! Çocukluğa kadar yolladı beni geçenlerde. Ben neyim ki onun gözünde? Belki köle… Belki de bir müsvedde… Yok yok, biliyorum ben! Bu muallime değil kendinde… Ben ona amade, o da bana düşkünmüş sözde! Söylesene düşkün olsa durur mu bana bu kadar geride? Ben o kadar koşarken peşinde neden bir kalem bu kadar edilir rencide! Olamıyorum ki onun yüzünden asude. Zalim işte! Bilmiyor ki yoluna akıyor mürekkebim. Kalem,  bir kere ona olmuş teslim. Tamam, onsuz ben bir hiçim! İyi de onun yüreğinde ne ki yerim? Söylesin de ben de sevineyim… Yüke söylendiğimi duysa şimdi eder beni dilim dilim, sus işte ey dilim!

Ama… Ama… Senin gözlerin kanlanmış. Ne kadar küçüksün öyle. Sanki bir zerre. Senin müşkülün ne ki böyle! Sende mi gördün benim gibi hakir bir muamele. Niye hiç etmiyorsun benim gibi velvele. Umudu veren aşkına söyle! Müşkülün ağır mı ki bana nispetle?

Ben… Ben yalnızca bir nokta. Evet, bir nokta. Senin muallime de tanır beni hatta!  Beni bırakıp gitti oracıkta ama senin gibi hiç etmedim şamata! Umut ettirenedir benim şikayetim. Beni öyle yolun sonuna getirip bıraktığı için… Bir  ömrün sonuna beni bekçi koyup ayrılığı üstüme yüklediği için. O yüzden ahım, umudu verene! Tufanıma bir gemi bulsam da kaybolsam sözcükler arasında. Ünlem şaşkın halime, soru cevapsız kaldı derdime. Özendim hep virgüle. O bağladı, ben ayırdım. Hep sırtımı bir yükleme dayadım. Oysa öznenin kendisiydi muradım. Günler, aylar arasına girince ilan ettiler beni zamana hasım. Önüm kapıydı, ardım duvar. Heybemde ağzına kadar dolu işte “ah” var. Hiç gidemedim ki üç noktaya saklanan aşka kadar. Yollarımı kesti hep ağyar. Gözlerim belki de ondan kanlanmış. Bir noktayım işte! Ey mürekkebi donmuş kalem! Sende Eyüp sabrı yok ama ben de Yusuf’un umudu var. Şimdi bir zindanda bir kara nokta deyip bana acıma! Her şeyin bir noktayla başladığını da unutma! Senin merhametsiz bellediğin muallime yıktı cümle alemini de bir nefeslik hasret giderdim özneyle. Benim de boynum ona kıldan ince… Gülme halime içten içe. Kim bir noktayı yazardı da boğardı sevince. Belki de gözlerim ondan kanlanmış. Bir noktayım ben… Bir nokta…

Ben demiştim  bu muallime değil kendinde diye! Şimdi de beni düşürdü bir noktanın diline. En iyisi susayım, görünmeyeyim gözüne de beni kırıp atmasın kor ateş içine.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir