ÇUKUROVANIN GÜÇLÜ SESİ RADYO SİS SİZDE SEVDİKLERİNİZE GÖNLÜNÜZDEN GEÇENLERİ ULAŞTIRMAK İSTERSENİZ TELEFONLARINIZIN MESAJLAR BÖLÜMÜNE KÜÇÜK HARFLERLE SİS YAZIN BOŞLUK BIRAKIN MESAJINIZI 3969 A GÖNDERİN....

TAŞ USTASI VE KALEM Hayriye GÖZTAŞ Roman yazarı ve Edebiyat Öğretmeni

TAŞ USTASI VE KALEM Hayriye GÖZTAŞ Roman yazarı ve Edebiyat Öğretmeni
  • 0
  • 20
  • 31 Ağustos 2022
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Taş ehliyim ben, taş! Yemin ettim!Tutamayacağımı biliyordun değil mi? Yoruldum dediğimde gülüp geçmiştin. Git başımdan şimdi yazar müsveddesi! Çok işim var, çok! Taş yontucuyum ben, bir taş yontucusu… Bir taş yontucusundan ne beklersin ki! Sengtraş diye seslenip durma bana da. Konuşmayacağım seninle işte, anlasana… Bekleme başımda boşuna. Bir görünüp bir kayboldun boyuna. Git başımdan şimdi yazar müsveddesi! Görmedin demek benim gibi seveni… Gözümün önünden çek şu kara kalemini. Dayanamadığımı biliyorsun bir kaleme bir de hazana! Sen var ya ah yazar müsveddesi! Sen varken ne gerek düşmana. Bilirim o kalemin oyduğu;  hançer, kurşun yarasından da fena…Sen değil de kalem hatırına… Konuşayım! Şimdi derdimin hangisini anlatayım…

 

Pınar başından bulanır derler ya… Ben de taş ehliyim, işte! Taşa laf anlatmakmış işim. Önce bir taş ocağına oldum teslim. Söylesene yazar müsveddesi ne olacak benim bu halim, karşıma hiç çıkmamışken bir kalbi halim…Dört mevsim omzumda taşıdım nicesini. Elimden hiç düşmedi dişeği.Taşın damarında gezdirdim elmastan bir keski. Şiir gibi… Sanki taş bir Leyla’ydı ben de Mecnun. Öyle işledim aşkı ona dantel gibi. Şehrin dışına sürdüler beni gürültülüyüm diye. Oysa ekmeğimi taştan çıkarıyordum, kimeydi ki zararım? Sonrası mı işte varım yoğum efkarım… Bir taş ocağında yandı öylece yıllarım. Saçıma yağan ak, zamandan değil de taştandı. Ellerimdeki yara taşın aşkındandı. Ne erindim ne yerindim ki taş ustası olmaya.

Neden  mi bırakmadım? Bu aşkın zerresine cihan değer be yazar müsveddesi, sen ne anlarsın! Kabe’nin inşaatında… Bildiğin tüm saray duvarlarında… Medresenin huzur damıtan şadırvanlarında… Doğudan batıya gördüğün mabet sütunlarında… Alın terimle, göz nurumla, efkarımla… Ben vardım görmedin mi? Hâlâ ilk günkü gibi taşa sevdam. Misis, Çanlı, Malabadi… Köprülerinde sürekli ikdam…

Sanatkar mı diyorsun şimdi de bana! Eğlenme benle Allah aşkına! Dururken onca mimar… Bir taş ustası ve sanatkar ha… Hem de son anında.. Dertleşmek için yonttuğu şu musallada..

Var git yazar müsveddesi,  var git… Kalemini de götür. Çok yorgunum. Bırak beni bu taş mezarımda.  Kurma başımda öyle bağdaş. Kalk, git yavaş yavaş… Kıymetim bilinsin diye vermedim ki hiç uğraş… İşte benden geriye kalacak olan da bu çukur üstünde yazılı bir taş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.